Guatr ve Tiroid Bezi Hastalıkları

Tiroid: Hafta sonu ameliyat pazartesi işbaşı

Tiroid Ameliyatı

 Tiroid Ameliyatlarında İz Bırakmayan Yöntem

Tiroid Ameliyatlarında İz Bırakmayan Yöntem

 

Genetik Test Tiroid Kanserini Söylüyor

Genetik Test Tiroid Kanserini Söylüyor

Guatr, tiroid bezinin çeşitli sebeplerle büyümesine verilen addır. Tiroid bezi boynun hemen ön kısmında bulunan kelebek şeklinde hormon üreten bir bezdir. Tiroid bezi ürettiği hormonlarla vücuda adeta bir pil gibi enerji sağlar. Tiroid hormonlarının normalden fazla salgılandığı hale hipertiroidi, normalden az salgılandığı hale hipotiroidi denir. Hipertiroidili hastalarda aşırı bir hareketlilik, çarpıntı, kalbin hızlı atması, aşırı iştaha rağmen kilo kaybı, sinirlilik, titreme, terleme gibi şikayetlere rastlanırken, hipotiroidili hastalarda hareketlerde yavaşlama, kilo artışı, vücutta su tutulması, ciltte kuruma, kabızlık gibi şikayetler sıktır.

Tiroid bezinin bu şekilde fonksiyonu ile ilgili bozukluklarının yanı sıra yapısal bozuklukları ile de karşılaşıyoruz. Tiroid bezinin tamamının veya bir kısmının büyümesi ile karakterize hastalıklara nodüller guatr diyoruz. Türkiye’de yaklaşık nüfusun % 40 ında tiroid bezinin çeşitli hastalıkları mevcut buna göre yaklaşık 20-30 milyon tiroid hastası olduğunu kabul ediyoruz. Guatr oluşumunda değişik faktörler etkili olmakla beraber öncelikle

 

1. İyot eksikliği ve diğer çevre faktörleri

2. İrsi faktörler

3. Bünyesel faktörler rol oynarlar.

 

Bunlardan özellikle iyot eksikliği faktörü üzerinde durmak gerekir. Yapılan araştırmalar Türkiye’de kişilerin günlük almaları gereken iyotun ortalama olarak ¼ ünü aldıklarını göstermektedir. İyot eksikliği olan Orta Avrupa ülkelerinde fırınlarda pişen ekmeğe ve sofrada kullanılan tuza eklenen iyot ile iyot eksikliği ve buna bağlı olarak gelişen guatr sorunu büyük ölçüde çözülmüştür. Türkiye için önemli bir konu bu iyotun guatrı olmayan kişilerce korunmak amacı ile alınması gerektiğidir. Aksi halde guatrı olan hasta bundan kurtulmak amacı ile iyot aldığı taktirde bunun faydadan çok zararı olmaktadır.

 

Tiroid nodülleri özellikle ultrasonografi boyunda sık kullanılmaya başlandıktan sonra daha çok görülmeye başlandı. Tiroid US sinde nodül görülen hastalarda sintigrafi dediğimiz bir yöntemle tiroid bezinin fonksiyonel bir haritası çıkartılmakta ve buna göre nodüllerin çalışıp çalışmadıkları anlaşılmaktadır. Çalışmayan nodüllere soğuk nodül denmekte ve bu nodüllerde kanser gelişme olasılığı artmaktadır. 100 nodülün 5-15 inde kansere rastlanmakta iken her hastanın kanser fobisi ile ameliyat edilmemesi için ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) dediğimiz bir yöntemle kanserli hastalarda % 95 oranında doğru teşhis koyabiliyoruz. Dolayısı ile geri kalan hastalar tiroid hormonu alarak güvenli bir şekilde takip edilebiliyor ve ancak US ile nodüllerinin büyüdüğü gösterildiğinde ameliyat ediliyorlar. Bununla birlikte İİAB de % 5 yanılma payı olduğunu vurgulamak gerekir.

 

Ameliyattan önce kanser tanısını koymuş olmak şu açıdan önemli. Eğer belirli bir hacimde tiroid dokusu geride bırakılmış ve çıkan parçada kanser görülmüş ise hastanın yeniden ameliyat olması ve bırakılan tiroid bezinin de alınması gerekiyor. Bu ameliyat ise ilk ameliyata göre oldukça zor olduğundan biz cerrah olarak yapılması gereken işin ilk ameliyatta bitmesini arzuluyoruz.

 

Tüm bu bilgilerin yanında tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğunun çok selim tabiatlı kanserler olduğunu da vurgulamak gerekir. Tiroid kanserinden bir hastanın ölmesi, A.B.D. de by-pass ameliyatlı bir hastanın yaşam şansı ile aynı tutuluyor. Bizde ise hastanın trafik kazalarından yaşamını yitirme olasılığı daha yüksek görülüyor.

 

Tiroid kanserinde son yıllarda kaydedilen çok önemli gelişmelerden biri de medüller tipte tiroid kanseri olan anne veya babanın kanında yapılan genetik bir araştırma ile çocuğuna bu hastalığın geçip geçmeyeceği anlaşılabiliyor. Çocuklarında da bu test pozitif çıkarsa o çocuğun 25-30 yaşına kadar tiroid kanserine yakalanacağı % 100 olduğundan bu çocuklarda koruyucu olarak tiroid bezi tamamen alınıyor ve % 100 şifa sağlanıyor. Bu genetiğin tıbba uygulama alanında yapmış olduğu en önemli katkılardan biri olarak kabul ediliyor. Bizim de böyle hastalarımız ve ailelerimiz var, ancak çocuklarında hiç bir hastalık yokken annelerini çocuklarını ameliyat ettirmeye ikna etmek oldukça zor görünüyor.

Tiroid ameliyatlarının diğer ameliyatlardan önemli bir farkı da hastanın hastalığı ile ilgili olarak sadece cerrahi ile değil birden fazla uzman hekimle ilişkide olmasıdır zira tiroid bezinin hastalıklarını sadece cerrah tedavi etmiyor ve bir ekip olarak: endokrinolog, nükleer tıp uzmanı, patolog, radyolog ve cerrahın birlikte çalışmaları ve her hastayı birlikte değerlendirerek, hasta için en faydalı yönteme birlikte karar vermeleri gerekiyor.

 

Tiroid le ilgili Sıkça Sorulan Sorular

 

Tiroid bezi nedir ve görevleri nedir, ne şikayetlerle hastalıkları fark edilir?

 

Tiroid bezi boyunda nefes borusunun hemen önünde yer alan ve tiroid hormonu salgılayarak vücutta sinir sisteminden sindirim sistemine kadar hemen hemen tüm sistem ve organların işleyişini düzenleyen bir bezdir. Bu tür bezlere endokrin bez denir. Bu tür bezlerin hastalıkları ile uğraşan dahili bilime endokrinoloji, bu bezlerin cerrahisine de endokrin cerrahi denir.

Tiroid bezinin büyümesine guatr adı verilir. 60 lı yıllarda boyunda çok iri şişliklerle hekime müracaat eden hastalar artık çok nadir görülmekte olup, onların yerine günümüzde genellikle bir check up sırasında ultrason veya elle tesadüfen fark edilen tiroid nodülleri tiroid hastalarında en sık görülen hastalık olmuştur. Bir de bunların yanında hormon üretim bozuklukları vardır.

 

Tiroid in hormon bozuklukları nasıl fark edilir?

Tiroid bezinin hipertiroidi dediğimiz kontrolsüz hormon üretimini arttırması genç hastalarda özellikle kilo kaybı (iştah artmasına rağmen), yaşlı hastalarda kalp çarpıntısı, ellerde titreme, terleme, sıcağa karşı toleranssızlık, sinirlilik, kadınlarda adet bozukluğu, saçlarda incelerek dökülme ve ishal şikayetlerine sebep olur. Daha sık görülen hipotiroidi yani gerektiğinden daha az hormon üretimi halinde ise vücutta ve özellikle yüzde şişkinlik, su tutulması, kilo artışı, kabızlık, adet bozukluğu, saçlarda kalınlaşarak dökülme, ciltte kuruluk, soğuğa karşı toleranssızlık, hareketlerde ve ileri hallerde zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama görülecektir.

 

Türkiye’de tiroid hastalıkları ne sıklıkta görülüyor?

Halkın % 40 ında kadınların % 60 ında değişik boyutlarda tiroid nodülleri bulunmakta. Bu nodüllerin % 95 i genellikle iyi huylu olurken % 5 inde tiroid kanseri bu nodüller arasında adeta gizleniyor. Hipertiroidiye göre daha sık görülen hipotiroidi tiroid iltihaplanmasının son yıllarda hızla artmasından dolayı 40 yaş civarı kadınların % 20 sine kadar ulaştı.

 

Tiroid iltihaplanmasının sebebi nedir?

2000 yılından itibaren tuzlarımızın iyotlanması ile birlikte gelecek nesilleri guatrdan korumak için çok önemli bir adım atıldı. Ancak bu tür programların uygulandığı tüm ülkelerde olduğu gibi (Arjantin, İsviçre) iyotlanmanın ardından gelen 20 yılda iltihaplanma yani tiroidit ve bunlar içinde özel bir şekil olan Hashimoto tiroiditi ve bu zeminde gelişen tiroid kanseri sıklığı 4-5 kat artıyor. Bizim ülkemizde de durum bu civarda. Onun için iyotlu tuzun bebek ve gelişme çağındaki çocuklarda kullanılması, erişkinlerin ise özellikle tiroid hastalarının iyotsuz tuz kullanması daha doğru olacaktır. Dolayısıyla mutfakta yemek tuzsuz pişmeli, sofra da ise iki tuzluk bulunmalı, çocuklar iyotlu, erişkinler iyotsuz tuz kullanmalı.

 

Tiroid hastalığının erken tanınabilmesi için ne yapmalı?

 

Bütün check up programlarında tiroid hormon seviyesinin en hassas göstergesi olan TSH hormonu ve tiroid ultrasonografisi yer almalı. Ayrıca halk sağlığı taramalarında nasıl meme kanseri için mamografi veya rahim kanseri için smear yapılıyorsa, tiroid US ve iğne biyopsisi de bir halk sağlığı programına alınmalıdır.

 

Tiroid kanseri ile ilgili son rakamlar neler diyor?

 

ABD de 2005 yılı tiroid kanseri yılı ilan edildi. Zira, ABD de yayınlanan Thyroid dergisinin Nisan ayı sayısında (www.thyroid.org) bununla ilgili rakamlar şöyle:

- 2005 yılında teşhis edilecek yaklaşık 25000 tiroid kanseri hastası 1995 yılından bu zamana kadar her yıl teşhis edilen hasta sayısını ikiye katlamış durumda.

- 90 yıllarda tüm vücut kanserleri arasında 14. sırada yera alan tiroid kanseri 2000 li yıllarda hızla 7. sıraya çıktı.

- Kadınlarda % 4, erkeklerde % 2 yıllık artış oranı ile tiroid kanseri tüm kanserler arasında en hızlı artış gösteren kanser oldu.

- Kadınlarda daha sık görülmesine rağmen tiroid kanserinin erkeklerde yaşam kaybına sebep olan kanserler arasında en hızlı artışı gösterdiği ortaya çıktı.

 

Tiroid kanseri ile ilgili Çernobil kazası çok konuşuldu, bunun etkileri hala görülüyor mu?

Çernobil de sızan radyoaktif iyot olduğu için özellikle tiroid ve özellikle gelişme çağındaki çocuklar bundan çok etkilendiler. Doz çok yüksek olduğu için kanser 4-5 yıl içinde çıktı ve yoğun tarama ile binlerce çocuk erken evrede teşhis edilerek ameliyat edildi ve kurtuldu. O yaşlardaki çocuklar bugünün erişkinleri olduğu için, eğer bugün biz o yıllarda ilgili bölgelerde yaşamış bir tiroid kanserli hasta ile karşılaşmışsak ne yazık ki o dönemde herhangi bir tarama yapılmamış olduğundan hastalığın o yıllardan mı kaldığını yoksa daha sonra mı ortaya çıktığını anlayamıyoruz. Dönemin bu konuyu tüm dünyanın aksine önemsemeyen hatta önemsenmesini küçümseyen tüm sorumluların gerçekte işledikleri çok büyük bir insanlık suçudur.

 

Tiroid hastalarında ne tür teşhis cihazları kullanılıyor?

Eskiden tiroid hormonları ile tiroid sintigrafisi kullanılırken bugün sintigrafiyi tiroidin az veya çok çalıştığını görmek için kullanıyor, nodüller ve tiroid kanseri için daha hassas olan ultrasonografiyi tercih ediyoruz.

 

Tiroiddeki kitlenin iyi mi kötü huylu mu olduğunu anlamak için ne yapılabilir?

Kitleden hiç bir yan etkisi olmayan iğne biyopsisi yapıyoruz ve bunu deneyimli bir patolog bizim için yorumluyor. İyi huylu dediği zaman % 95 doğru, kötü dediği zaman % 99 doğru çıkıyor. O nedenle iğne biyopsisi olmadan ameliyat yapılmaması özellikle deneyimi az cerrahların ameliyat sonunda sürpriz sonuçlarla karşılaşmamaları için her yerde öneriyoruz.

 İğne biyopsisi temiz çıkan hastalar takip edilebilir mi?

Belirli düşük bir riske rağmen güvenle takip edilebilir nodül büyümeye devam eder ve baskı hissi yapacak kadar irileşirse her zaman ameliyat edilebilir. Ama endokrin cerrahisinin amacı selim tiroid nodüllerini değil, bu nodüller arasında gizlenen tiroid kanserli hastaları bulmak olmalıdır.

 

Tiroid nodülü veya tiroid kanserinin cerrahi tedavisi nasıl yapılıyor?

Tiroid hastalıklarının tedavisi tam bir ekip işidir. Endokrin cerrah, endokrinolog, nükleer tıp uzmanı, radyolog ve patologdan oluşan beşli hasta hakkında ancak aynı dili konuşarak ve sürekli iletişim halinde kalarak en doğru kararları verebilirler. Tiroid hastalıklarının karmaşıklığı kişilere uzmanlıklarında bu daldan başka bir alanda uğraştırtmayacak kadar meşgul etmektedir ve ancak bu şekilde hastaya ve hastalığına konsantre olmak mümkündür.

Tiroid cerrahisi ise tüm ameliyatlar bir dikişi işlemi ise tiroid ameliyatı bir nakış işidir, yani incelik, titizlik ve hassasiyet gerektirir. Özellikle ses telleri ve komşu paratiroid bezleri açısından çok temiz çalışmayı gerektirdiği gibi yapılan ameliyattan sonra hastalığın tekrarlama riskini de sıfıra yaklaştırmak gerekir. 2004 den beri son teknolojik gereçlerin de yardımı ile eskiden beri kullanılagelen boyun önündeki kolye şeklinde dikiş izine sebep olan yöntem yerine boyuna yandan 2.5 cm lik bir kesi ile uyguladığımız minimal kapalı yaklaşım yöntemi özellikle hanımların ama aynı şekilde beylerin de tercihi olmakta, gerek kozmetik gerek ameliyat sonrası erken boyun hareketlerinin mümkün olması ve ödem olmaması gibi faktörler yüzünden tercih edilmektedir.

Halk arasında atom tedavisi olarak bilinen tedavi nedir kimlere kullanılır?

Atom tedavisi tıbbi adıyla radyoiyod tedavisi düşük dozda hipertiroidiyi tedavi etmek için yüksek dozda da tiroid kanserinde cerrahi tedaviye ek olarak veya uzak metastazları tedavi etmek için kullanılıyor. Çernobil’de sızan madde de aynı bu tedavide kullanılan radyoaktif iyot idi.

 

Hangi hipertiroidi hastası atom tedavisine uygun?

Bu konuda değişik ülkelerde değişik yaklaşımlar var. Örneğin ABD de yaygın olarak hemen hemen her yaş grubuna ve her türlü hipertiroidide radyoiyod kullanılırken İngiltere 1-1.5 yıl süren ve hormon düzeyini düşüren ilaç tedavisi uyguluyor. Türkiye’de her iki yöntem de uygulanıyor ancak hipertiroidiye ek olarak hastanın tiroid bezi büyükse yani guatrı varsa, şüpheli nodülü varsa veya ilaç almasında sakınca varsa cerrahi tedavi öneriliyor.

 

Hipertiroidi tedavisinde hastanın tercihi de önemli olabiliyor mu?

Hasta bazen kısa süre içinde gebelik arzu ettiğinde ilaçlarla uzun bir süre kaybetmek veya radyasyon sonrası bir süre hamileliği ertelemek istemediğinde daha kısa sürede cevap alabileceği cerrahiyi tercih edebiliyor. Bazen biz cerrah olarak bize ameliyat için gelen hastayı ameliyat dışındaki yöntemler konusunda aydınlattığımızda kendisi atom tedavisini veya ilaç tedavisini tercih ediyor.

 

Atom tedavisinden sonra kısıtlamalar var mı?

Bu durum da ülkelerin radyasyon yönetmeliğine göre değişebiliyor. Ülkemizde hipertiroidi için belli bir dozun altında verilen radyasyon sonrası hasta evine gidiyor ancak bir hafta kucağına bebek almaması öneriliyor. Tiroid kanseri tedavisinden sonra ise hasta 5 gün duvarları kurşun kaplı odada tutuluyor zira vücut atıkları radyasyon içerdiğinden yakınlarına zarar verme olasılığı bulunuyor. Hastalar bunu bir tecrit odası gibi görüyorlar ama belirli hastanelerde bununla ilgili hiç bir lüksü eksik olmayan odalar mevcut ve hastalar bu süreyi belki yakınları ile temas etmeden ama sıkılmadan geçirebiliyorlar. Bu tedaviden sonra da bebeklere yaklaşmak bir süre kısıtlanıyor.

 

Gözlerin etkilendiği durum hangi tipte görülüyor?

Gözlerin dışarı doğru itilmesi veya göz kapaklarının yukarı çekilmesi hipertiroidinin özel bir şeklinde görülüyor (Basedow-Graves Hastalığı). Bu durumda hipertiroidinin başarılı tedavisi gözlere de olumlu etki yapıyor ama bir grup hastanın göz bulguları devam edebiliyor veya ilerleyebiliyor. O zaman göze yönelik bir takım müdahaleler yapılması gerekebiliyor.

Tiroid hastalıklarında cerrahi tedavi hangi hastalara uygulanıyor?

Cerrahi tedavi tiroidde başlıca üç grup hastaya uygulanıyor. Bunlardan birincisi tiroid kanseri olduğu iğne biyopsisi ile bilinen veya biyopsi ile tiroid kanseri şüphesi olan hastalar, ikinci grup selim karakterde olduğu düşünülen ancak çapı giderek büyüyen ve boyunda baskı belirtileri yapan nodülleri olan hastalar, üçüncü grup da hipertiroidi hastalığı ilaçla veya radyoaktif iyotla kontrol altına alınamayan veya alınamayacağı baştan öngörülen hastalar.

 

Hipertiroidi hastaları için nasıl bir yol izleniyor?

Hipertiroidinin cerrahi tedavisinde esas iki amaç hastanın bu hastalığını ortadan kaldırmak ve bir daha tekrarlamasını önlemektir. Bu nedenle özellikle genç yaşlarda görülen ve gözleri de etkileyen Basedow-Graves hastalığında eğer cerrahi uygulanacaksa o taktirde tiroidin % 95 inin çıkartılması gerekir. Bunun sonucunda gerçi hastanın ömür boyu tiroid hormonu kullanması gerekecektir ama hastalığın yetersiz tedavisi, yani ameliyat sonrası hipertiroidinin devam etmesi veya ileride tekrarlaması gibi arzu edilmeyen iki komplikasyon engellenmiş olur. İlaç kullandırmamak gayesi ile fazlaca doku muhafaza etmeye çalışmak genellikle başarısızlıkla sonuçlanır ve hastalara ikinci bir ameliyat gerekebilir.

 

Tiroidinde büyüyen ama selim bir nodülü olan hastalara nasıl bir tedavi uygulanıyor?

Bu hastalarda ameliyat öncesinde eğer iğne biyopsisi ile nodülün karakteri selim olarak belirlenmişse o taktirde nodülün olduğu tarafın tamamının alınması önde gelen bir cerrahi prensiptir. Eğer karşı taraf, yani tiroidin diğer tarafı sağlıklı ise ve hasta 50 yaşın üstünde ise o taktirde sağlıklı tiroidi korumakta mahsur yoktur, zira bu yaştan sonra guatr oluşumu riski azalır. Ancak ülkemizde sıklıkla görülen iyot eksikliği ve rastlantısal tiroid kanserinin giderek artması bizleri son yıllarda ameliyatlarda tiroidin tamamının alınması yönüne doğru itmiş ve bu durum genel olarak tüm dünyada da kabul gören bir yöntem haline gelmiştir.

 

Tiroid kanseri ameliyattan önce veya ameliyat sırasında teşhis edilirse ne yapılmalıdır?

Tiroid kanserinin tedavisi cerrahi ile başlar ve bu da tiroidin tamamının alınması demektir. Tiroidin % 95 inden azı alınmışsa o taktirde hastalığın ardından yapılacak olan radyoaktif iyot tedavisinin etkinliği azalır ve o nedenle tedaviden önce ikinci bir ameliyat gerekli hale gelir. Tiroid kanserinin ameliyat sırasında fark edilmesi deneyimli cerrahlar tarafından gözle % 90 oranında mümkündür. Ancak şüpheli durumlarda veya çok küçük odakların tespiti ameliyata çağrılan patoloğun ameliyat esnasında dokuyu dondurarak incelemesi ile mümkün olur.

 

Tiroid kanseri tedavisi niçin karmaşıktır?

Tiroid hastalıklarının tedavisi tam bir ekip işidir. Endokrin cerrah, endokrinolog, nükleer tıp uzmanı, radyolog ve patologdan oluşan beşli hasta hakkında ancak aynı dili konuşarak ve sürekli iletişim halinde kalarak en doğru kararları verebilirler. Tiroid hastalıklarının karmaşıklığı kişilere uzmanlıklarında bu daldan başka bir alanda uğraştırtmayacak kadar meşgul etmektedir ve ancak bu şekilde hastaya ve hastalığına konsantre olmak mümkündür.

Tiroid cerrahisi ise tüm ameliyatlar bir dikiş işlemi ise tiroid ameliyatı bir nakış işidir, yani incelik, titizlik ve hassasiyet gerektirir. Özellikle ses telleri ve komşu paratiroid bezleri açısından çok temiz çalışmayı gerektirdiği gibi yapılan ameliyattan sonra hastalığın tekrarlama riskini de sıfıra yaklaştırmak gerekir.

 

Kapalı yöntem tiroid ameliyatlarında uygulanabiliyor mu?

2004 den beri son teknolojik gereçlerin de yardımı ile eskiden beri kullanılagelen boyun önündeki 6-7 cm uzunluğunda kolye şeklinde dikiş izine sebep olan yöntem yerine boyuna yandan 2 cm lik bir kesi ile uyguladığımız minimal yaklaşım yöntemi özellikle hanımların ama aynı şekilde beylerin de tercihi olmakta, gerek kozmetik gerek ameliyat sonrası erken boyun hareketlerinin mümkün olması ve ödem olmaması gibi faktörler yüzünden tercih edilmektedir. Ancak bu ameliyatta mutlaka patolog ameliyat sırasında parçayı incelemeli ve şüpheli bir durumda gerekirse tiroidin tamamı alınabilmelidir. Bkz cerrahi teknik sayfası

 

Hastalar ne süre ile hastanede kalmaktadırlar?

Minimal yaklaşım uyguladığımız hastalar aynı gün eve dönebilmekte, klasik yöntemle tedavi ettiklerimiz 1 gece hastanede yatıp 24 saat olmadan evlerine dönmekteler. Ameliyat sonrasında tiroid hormon ilaçlarına başlayan hastaların tiroidi sağlıklı çalışan herhangi bir insandan farkı olmaz.

 

YİRMİ YİL SONRA GUATR TARİH OLACAK (Basın)

 

Hafta sonu ameliyat pazartesi işbası

Eskiden gerdanlığa benzetilen ameliyat izinin, artık 'kedi tırmığı' şeklinde bir çizik olarak kaldığını söyleyen Dr. Mete Düren: Hastalar ameliyattan iki gün sonra işbaşı yapabiliyor..

 

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Endokrin Cerrahi Servisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Düren, tiroit hastalarının ne zaman ameliyat olması gerektiğine dair soruları yanıtladı:

 

PİNPON TOPU GİBİ...

* Hangi tiroit hastalarını ameliyat ediyorsunuz?

Tiroit nodüllerinin teşhisinde kullanılan 'ince iğne aspirasyon biyopsisi' sonucu şüpheli gelen hastaları ve kanser teşhisi konmuş hastaları ameliyat ediyoruz. Takip sırasında, selim huylu olduğu bilinen nodülü boynunda rahatsızlık verecek kadar büyüyen hastalara ameliyat öneriyoruz. Bu boy 3-3.5 cm'den itibaren şikayet vermeye başlar, yani yaklaşık pinpon topu boyutuna ulaşır... Kişinin bunu fark etmesi zordur. Nodül selimse 3-3.5 santime kadar beklenebiliyor.

 

* Hipertiroidi hastaları da ameliyat olabiliyor, değil mi?

Evet, hipertiroidi hastalarına da ameliyat önerebiliyoruz. Bu hastaların çoğu her ne kadar radyoaktif iyot veya ilaç tedavisi ile tedavi ediliyor ise de, bazılarında bu tedavilerin sonuç vermediği görülüyor Sonuç olarak iğne biyopsisinin sonucu olumsuz olunca, cerrahiye düşüyor.

 

* Tiroit kanserlerinde beş kat artış olduğu haberleri doğru mu?

Arttı evet. Amerika'da en hızlı artan kanser türü. 14. sıradan 7. sıraya yükseldi. Kadınlarda görülme sıklığı en hızlı artan kanser. Erkeklerde de, ölümcül kanserler içinde yaşam süresi uzatılamayan tek kanser.

 

* Tiroiddeki kitlenin iyi huylu mu, kötü huylu mu olduğu nasıl anlaşılır peki?

Kitleye hiçbir yan etkisi olmayan iğne biyopsisi yapıyoruz. Bunu patolog yorumluyor. İyi huylu dediği zaman yüzde 95 doğrudur. Kötü huylu dediği zaman yüzde 99 doğrudur. O nedenle iğne biyopsisi yapılmadan ameliyat yapılmasını önermem. Ameliyat sonunda deneyimsiz bir cerrah kötü sürprizlerle karşılaşabilir.

 

* Ameliyattan ne kadar sonra hastalar işbaşı yapabilir?

Bir gün sonra evlerine dönebiliyorlar. Daha sonraki gün ise işbaşı yapabilir hale geliyorlar.

 

* Tiroit çok zorlu ameliyatlar arasında mı?

Türkiye'nin her yöresinde en modern teknolojiler kullanılarak en güncel tiroit ameliyatları başarı ile yapılıyor. İğne biyopsisi sonuçlarına göre, temiz gelen bir hastanın kanser riski yüzde 1, şüpheli olanın yüzde 50, sonucu kanser olanın ise kanser çıkma olasılığı yüzde 99'dur. Bir de yüzde 10'luk bir gri alan var ki; iğne biyopsisi ile yeterince net konuşmak mümkün olmadığı için, bu hastaların ameliyat edilmeden teşhislerini koymak mümkün değil. Bu hastalarda da kanser ihtimali yüzde 10'dur.

 

ŞİKAYETLER GEÇİCİ

* Tiroit kanseri teşhisi konduktan sonra tedavi nasıl yapılıyor?

Tiroit kanseri teşhisi konduktan sonra tiroit bezinin tamamı ya da tamamına yakını cerrahi olarak çıkartılır. Endoskopik olarak 2.5 cm'lik kesiyle tirodin tamamını çıkarabiliyoruz.

 

Сачак (Ламперия) http://www.emsien3.com/sachak от ЕМСИЕН-3
Дюшеме http://www.emsien3.com/дюшеме от EMSIEN-3